Yabancı hakem kararı Türkiye’de kendiliğinden icra edilmez
Yabancı hakem kararının Türkiye’de cebri icraya konu edilmesi için kural olarak yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Kararın yalnız hukuki etkisine dayanılacaksa tanıma gündeme gelebilir. İnceleme öncelikle uygulanabilir uluslararası sözleşmeye, özellikle 1958 New York Sözleşmesi’ne; ilgili durumlarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’a göre yapılır. Hakem kararını kazanmış olmak, borçlunun Türkiye’deki hesabından doğrudan tahsilat yapılabileceği anlamına gelmez. (MÖHUK, maddeler 60–63)
Bu aşamada Türk mahkemesinin görevi, ticari uyuşmazlığı baştan çözmek değildir. Mahkeme kararın Türkiye’de tanınması veya uygulanması için aranan şartları ve ileri sürülen ret sebeplerini değerlendirir. Tahkim dosyasının doğru hazırlanmış olması önemlidir; fakat Türkiye’deki başvuru için ayrıca belge, tercüme, görev, yetki ve talep kapsamı çalışması gerekir. Alacaklı açısından tahsil planı, borçlu açısından savunma hakkı bu ayrı yargılama üzerinden ele alınır.
Tanıma ile tenfiz arasındaki pratik fark
Tanıma, yabancı hakem kararının Türkiye’de hukuki etkisinin kabul edilmesini; tenfiz ise kararın cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesini ilgilendirir. Örneğin aynı uyuşmazlığın yeniden görülmesine karşı kararın etkisine dayanılması ile para alacağının Türkiye’deki mallardan tahsil edilmesi farklı ihtiyaçlardır. Talep edilen sonuç açıkça belirlenmezse, başvurunun kapsamı veya sonraki icra işlemi konusunda sorun yaşanabilir. Her karar mutlaka bir para ödemesine ilişkin değildir.
MÖHUK 63, yabancı hakem kararlarının tanınmasını da tenfize ilişkin hükümlere bağlar. Bu nedenle yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin kurallar, hakem kararlarına hiçbir ayrım yapılmadan aktarılmamalıdır. Hakem kararının bir kısmının uygulanması isteniyorsa hangi hüküm bölümlerinin talebe konu edildiği gösterilmelidir. Faiz, yargılama gideri ve asıl alacak kalemlerinin farklı para birimleri veya başlangıç tarihleri içermesi halinde bunların birbirinden ayrılması gerekir.
Kararın yabancılığı ve tahkim yeri nasıl belirlenir?
Taraflardan birinin yabancı olması, kararın yabancı hakem kararı sayılması için tek başına yeterli bir açıklama değildir. Tahkimin hukuki yeri, uygulanacak usul ve kararın ilgili rejim bakımından niteliği araştırılır. Duruşmanın çevrim içi yapılması veya başka bir şehirde toplanılması, hukuki tahkim yerini her durumda değiştirmez. Aynı şekilde tahkimi yöneten kurumun merkezinin bulunduğu ülke ile tahkim yeri farklı olabilir. Karar ve tahkim sözleşmesi birlikte okunmalıdır.
Türkiye’de verilen milletlerarası tahkim kararıyla yabancı ülkede verilen karar için izlenecek yollar farklılaşabilir. Türk hukukundaki iptal davası ile yabancı kararın tenfizi de aynı dava değildir. İlk kontrol listesinde tarafların kimliği, tahkim yeri, kurum veya ad hoc tahkim niteliği, uygulanmış kurallar ve karar tarihi bulunmalıdır. Genel tahkim süreci hakkında uluslararası tahkimde avukatın rolü başlıklı yazı yardımcıdır; burada odak karar sonrasındaki Türkiye aşamasıdır.
New York Sözleşmesi ve Türkiye’nin çekinceleri
Türkiye, New York Sözleşmesi’ni karşılıklılık esasında diğer taraf devletlerin ülkesinde verilen kararların tanınması ve tenfizine uygulayacağını bildirmiştir. Ayrıca sözleşmeden doğsun veya doğmasın, kendi hukukuna göre ticari sayılan hukuki ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla sınırlı uygulama beyanı vardır. Bu nedenle tahkim yeri devletinin sözleşmeye taraflığı ve uyuşmazlığın ticari niteliği somut olarak kontrol edilir. Taraf şirketin yabancı olması, bu iki kontrolün yerine geçmez. (Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonu, Türkiye’nin beyanı)
Sözleşmenin kapsamına girmeyen bir karar için “Türkiye’de hiçbir yol yoktur” sonucuna hemen varılmaz. MÖHUK hükümleri ve uygulanabilecek diğer sözleşmeler ayrıca değerlendirilir. New York Sözleşmesi’nin daha elverişli hukuktan yararlanmayı koruyan VII. maddesi de ilgili olabilir. Bununla birlikte birden fazla rejimden seçilen hükümleri herhangi bir hukuki değerlendirme yapmadan birleştirmek doğru değildir. Başvuru hangi hukuki temele dayanıyorsa o temelin şartları açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Görevli ve yetkili mahkeme seçimi
MÖHUK 60, yabancı hakem kararlarının tenfizi için asliye mahkemesini işaret eder. Ticari uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesinin görevi ve ilgili teşkilat hükümleri ayrıca dikkate alınır. Görev, mahkemenin türünü; yetki ise hangi yerdeki mahkemeye başvurulacağını ifade eder. Bu iki soru ayrı cevaplanmalıdır. Mahkemenin heyetle çalışmasına ilişkin 5235 sayılı Kanun düzenlemesi de yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından önem taşır. (5235 sayılı Kanun, madde 5)
Yer bakımından öncelikle tarafların yazılı olarak kararlaştırdığı yer değerlendirilir. Böyle bir anlaşma yoksa aleyhine karar verilenin Türkiye’deki yerleşim yeri, bunun bulunmaması halinde sakin olduğu yer, bu da yoksa icraya konu olabilecek malların bulunduğu yer mahkemesi esas alınır. Yabancı mahkeme ilamları için bilinen Ankara, İstanbul veya İzmir alternatifinin hakem kararlarına otomatik aktarılması doğru değildir. İstanbul’da hukuki destek alınması da tek başına İstanbul mahkemelerini yetkili yapmaz. (MÖHUK, madde 60/2)
Kararın bağlayıcılığı ile mahkeme ilamının kesinliği farklıdır
New York Sözleşmesi bağlamında kararın taraflar için bağlayıcı hale gelmesi önemlidir. Her karar için tahkim yeri devletinden ayrıca bir tenfiz kararı alınmasının zorunlu olduğu söylenemez. MÖHUK 60 da kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararlarından söz eder. Yabancı mahkeme ilamları için kullanılan kesinleşme belgesi yaklaşımı, hakem kararına aynı şekilde ve otomatik olarak uygulanmamalıdır.
Karar metni, tahkim kuralları ve varsa düzeltme veya ek karar süreçleri birlikte incelenir. Usule ilişkin ara kararın, nihai veya ayrı bir talebi kesin olarak çözen kararın niteliği aynı olmayabilir. Belgenin üzerinde “award” yazması, her hükmünün Türkiye’de aynı biçimde icra edilebileceğini tek başına göstermez. Hangi kısmın bağlayıcı hale geldiği ve hangi kısmın talep edildiği açıklanmalıdır. (New York Sözleşmesi, madde V/1-e)
Başvuru dosyasındaki temel belgeler
New York Sözleşmesi’nin IV. maddesi kararın usulüne uygun tasdik edilmiş aslını veya onaylı örneğini ve tahkim anlaşmasının aslını veya onaylı örneğini düzenler. Belgeler başvuru ülkesinin resmî dilinde değilse gerekli nitelikte tercüme sunulur. MÖHUK 61’de de tahkim sözleşmesi veya şartı, ilgili hakem kararı ve usulüne uygun onanmış tercümeler belirtilmiştir. Belge listesi hazırlanırken hangi rejimin uygulandığı açık tutulmalıdır.
| Belge | İşlev | Özel kontrol |
|---|---|---|
| Hakem kararı | Talep edilen hükmü gösterir | Asıl veya uygun onaylı örnek |
| Tahkim anlaşması | Tahkim iradesini gösterir | Ekler ve atıf yapılan şartlar |
| Türkçe tercüme | İçeriğin incelenmesini sağlar | Onay ve metin bütünlüğü |
| Bildirim kayıtları | Savunma imkânını açıklar | Adres, tarih ve teslim yöntemi |
| Bağlayıcılık bilgisi | Kararın durumunu açıklar | Kurallar ve varsa sonraki kararlar |
| Temsil belgeleri | Taraf ve vekil yetkisini gösterir | Şirketin güncel kimliği |
Her belge için genel ve koşulsuz bir apostil zorunluluğu ilan edilmemelidir. Kararın ve anlaşmanın nasıl doğrulanacağı, belgenin niteliği ve uygulanacak kurallar üzerinden incelenir. Şirket unvanı değişmişse veya alacak devredilmişse hak sahipliğini açıklayan ilave belgeler gerekebilir. Eksik ekleri sonradan aramak yerine, tahkim dosyasının tam ve düzenli örneğinin baştan alınması yararlıdır. (New York Sözleşmesi, madde IV)
Ret sebepleri hangi başlıklarda toplanır?
New York Sözleşmesi V. maddede, tarafların ehliyeti ve tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakem seçimi veya yargılamadan usulüne uygun haberdar edilmemek, savunma imkânının bulunmaması, kararın tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, heyetin oluşumu veya usulün uygun olmaması ve kararın bağlayıcılık durumu gibi sebepler düzenlenmiştir. Kararın yetkili makamca iptal edilmiş veya askıya alınmış olması da önem taşır. Bu başlıklarda ileri sürülen savunmanın dayanakları somutlaştırılmalıdır.
Uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması ve kamu düzenine aykırılık ise mahkemenin ayrıca dikkate alabileceği konulardır. MÖHUK 62 de kendi uygulama alanında ret sebeplerini ve bazıları için ispat yükünü düzenler. Bir tarafın tahkimde kaybetmiş olması, bu sebeplerden birinin gerçekleştiğini göstermez. Savunma, yeniden ticari uyuşmazlığın esasını tartışmak yerine ilgili ret sebebi ve delil arasında bağ kurmalıdır.
Türk mahkemesi uyuşmazlığın esasını yeniden inceler mi?
Tenfiz incelemesi, hakemlerin delilleri nasıl tarttığının veya sözleşmeyi nasıl yorumladığının baştan denetlenmesi için genel bir ikinci yargılama değildir. Tarafın kararı yanlış bulması, tek başına tenfizin reddini sağlamaz. Buna karşılık kararın etkisinin kamu düzeniyle bağdaşması, savunma hakkı veya tahkim yetkisinin sınırları gibi özel konular hukuken değerlendirilebilir. Bu sınırı korumak hem alacaklının talebini hem borçlunun itirazını daha açık hale getirir.
Kamu düzeni, yabancı hukuktaki her farklılığı dışlayan sınırsız bir gerekçe olarak kullanılmamalıdır. Somut kararın Türkiye’de doğuracağı sonuç ve ilgili temel hukuk ilkeleri üzerinden değerlendirme yapılır. Benzer şekilde hakemlerin bir talebi reddetmesiyle o talep hakkında savunma fırsatının hiç verilmemesi farklı durumlardır. Dilekçede bu farkın açıklanması, iddianın yanlış hukuki kategoriye yerleştirilmesini önler. (New York Sözleşmesi, madde V)
Savunma hakkı itirazında bildirim kayıtları
Hakem seçimi ve tahkim sürecine ilişkin bildirimler, tenfiz aşamasında belirleyici olabilir. Hangi adrese gönderim yapıldığı, tarafın bu adresi kullanıp kullanmadığı, seçilen kuralların bildirim yöntemi ve savunma için sağlanan imkân birlikte incelenir. Yargılamaya katılmamış olmak ile katılma fırsatından yoksun bırakılmış olmak aynı şey değildir. Taraf bilerek katılmamayı seçmişse bunun sonuçları, hiç haberdar edilmemiş bir tarafın durumundan farklıdır.
Alacaklı açısından gönderim ve teslim kayıtlarının korunması; borçlu açısından iddia edilen eksikliğin hangi aşamada savunmayı etkilediğinin açıklanması gerekir. Yalnız “e-posta bana ulaşmadı” demek yerine kullanılan adres, önceki yazışmalar ve ilgili tarihler değerlendirilmelidir. Türk mahkemesindeki tenfiz davasının tebligatı da tahkimdeki bildirimlerden ayrı bir süreçtir. Bir aşamadaki usule uygunluk, diğer aşamanın belgelerini gereksiz kılmaz.
Tahkim yerindeki iptal davası Türkiye’deki süreci nasıl etkiler?
Kararın verildiği ülkede iptal veya askıya alma başvurusu yapılmış olması Türkiye’de ayrıca açıklanmalıdır. New York Sözleşmesi VI. madde, ilgili başvuru karşısında tenfiz kararının verilmesinin ertelenebilmesini ve talep üzerine uygun teminat istenebilmesini düzenler. Yabancı ülkede dava açıldığı için Türkiye’deki sürecin her durumda otomatik olarak duracağı söylenemez. İptal talebinin içeriği, aşaması ve verilmiş kararlar değerlendirmeye sunulur.
Türk tenfiz mahkemesi, yabancı tahkim yeri mahkemesinin yerine geçerek o ülkenin iptal davasını yürütmez. İptal istemi ile Türkiye’de tenfize karşı savunma farklı usullerdir; birindeki başvuru süresi diğerindeki süreyi kendiliğinden korumaz. İki ülkede avukatla çalışılıyorsa dilekçeler ve kararlar zamanında paylaşılmalıdır. Bir ülkede ortaya çıkan gelişmenin diğer dosyaya hiç bildirilmemesi, eksik veya güncelliğini kaybetmiş bilgiyle değerlendirme yapılmasına yol açabilir.
Tenfizden sonra tahsilat, gider ve zaman planı
Tenfiz kararı ile fiilî tahsilat aynı sonuç değildir. Borçlunun Türkiye’de icraya konu olabilecek malvarlığının bulunması, haczedilebilirliği, diğer alacaklıların durumu ve mevcut ödemeler ayrıca incelenir. İhtiyati haciz gibi koruma yolları da kendi koşullarına tabidir; yabancı hakem kararı bulunması tek başına her koruma talebinin kabulünü sağlamaz. Yabancı alacakların Türkiye’de tahsil edilmesi bakımından kararın alınmasıyla icra planının birlikte düşünülmesi yararlıdır.
Başvuru, tercüme, tebligat, temsil ve kanun yolu giderleri dosyaya göre değişir. Sabit bir ücret veya garanti dava süresi vermek doğru değildir. Yabancı tarafların adreslerinin doğruluğu ve belgelerin hazır olması zaman planını etkiler. Tenfiz kararına karşı kanun yolları ve bunların yerine getirmeye etkisi genel usul hükümleri ile MÖHUK 61’in gönderdiği düzenlemeler kapsamında ayrıca kontrol edilir. Kararın sadece verilmiş olmasıyla icra için gereken bütün aşamaların tamamlandığı varsayılmamalıdır.
Talep tutarı, taraf kimliği ve karar eklerinin kontrolü
Tenfiz hazırlığında sık görülen sorun, kararın gerekçe bölümünde geçen bir tutarın hükmedilen alacakmış gibi talebe yazılmasıdır. Talep hesabı hüküm kısmıyla karşılaştırılmalı, varsa düzeltme veya ek karar da dikkate alınmalıdır. Faizin başlangıcı, oranı ve hesaplanma biçimi metinde açık değilse, yorum sorunu görünür hale getirilmelidir. Hesap yapan kişinin kendi ticari beklentisiyle yeni bir faiz kalemi eklemesi doğru değildir. Türk mahkemesinden istenen sonuç, hakem kararında hükme bağlanan kapsamla uyumlu kurulmalıdır.
Taraf kimliği bakımından grup şirketleri de birbirinden ayrılır. Kararın borçlusu olan şirketin Türkiye’deki iştiraki, sırf aynı gruba ait olduğu için otomatik olarak o kararın borçlusu sayılamaz. Talebin kime yöneltildiği ve Türkiye’de bulunduğu ileri sürülen malın kime ait olduğu belgeler üzerinden kontrol edilmelidir. Unvan değişikliği, birleşme, devir veya temsil ilişkisi varsa bunun hukuki sonucu ayrıca açıklanır. Kararda yazılı tarafla güncel ticaret kaydı arasındaki farklar, açıklanmadan bırakılmamalıdır.
Eklerin tam olması da aynı ölçüde önemlidir. Tahkim şartına başka bir belgeyle atıf yapılmışsa yalnız imza sayfasını sunmak, anlaşmanın kapsamını göstermeyebilir. Bildirim kayıtlarında ek dosyaların adı, tarihleri ve gönderilen metinler anlam taşıyabilir. Kararın farklı sürümleri bulunuyorsa hangisinin imzalı ve yürürlükteki metin olduğu belirlenmelidir. Bu kontroller yeni delil yaratmak için değil, mevcut tahkim dosyasını Türkiye’de anlaşılır ve doğrulanabilir biçimde sunmak için yapılır.
Belgelerin düzenli bir dizinle hazırlanması, karşı tarafın savunmasını da daha açık hale getirir. Her itirazın yanına ilgili belge ve sayfa numarası konulması, yüzlerce sayfalık dosyada esas hukuki sorunun kaybolmasını önler. Ticari sır içeren belgeler bakımından gerekli koruma talepleri ayrıca değerlendirilebilir; tahkimde benimsenmiş gizlilik düzeninin mahkeme dosyasında hiçbir işlem gerekmeksizin aynen uygulanacağı varsayılmamalıdır. Hukuki temsilin kapsamı, belge paylaşımı ve masraf planı bu hazırlık sırasında netleştirilebilir.
İlk değerlendirme için şirketin hazırlayacağı dosya
Şirket, kararın tam metni yanında tahkim anlaşmasını içeren sözleşmeyi, ekleri, usul kararlarını, taraflara yapılan bildirimleri, ödeme kayıtlarını ve varsa iptal davası belgelerini hazırlamalıdır. Kararın hangi bölümünün henüz yerine getirilmediği ayrı bir hesapla gösterilmelidir. Daha önce yapılan kısmi ödeme gizlenmemeli; faiz ve gider hesabı kararın hüküm kısmına uygun kurulmalıdır. Talep eden ve aleyhine talepte bulunulan şirketlerin güncel unvan ve temsil bilgileri kontrol edilmelidir.
Varsayımsal bir örnekte Paris tahkim yerli ticari bir kararla para alacağı kazanılmış, borçlunun Türkiye’de malvarlığı bulunmuştur. Önce sözleşme kapsamı, taraflık ve bağlayıcılık doğrulanır; ardından yetkili mahkeme ve belge dosyası hazırlanır. Bir başka varsayımsal örnekte borçlu hakem seçiminden hiç haberdar edilmediğini ileri sürmektedir. Burada soyut itiraz yerine bildirim kayıtları ve savunma imkânı incelenir. Her iki dosyada da ticari alacağın baştan yeniden yargılanması istenmez.
Avukat Esra Aslan ile yapılacak değerlendirmede ticaret hukuku kapsamındaki sözleşme ve şirket kayıtları, tahkim kararı ve Türkiye’deki icra ihtiyacı birlikte ele alınabilir. Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir; ICSID gibi özel sözleşme rejimleri kapsamındaki kararlar için burada anlatılan genel ticari tahkim yolunun aynen uygulanacağı varsayılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Hakem kararını doğrudan icra dairesine götürmek yeterli mi?
Genel yabancı hakem kararı rejiminde yeterli değildir. Türkiye’de cebri icra için gerekli tenfiz ve sonraki usul aşamaları tamamlanmalıdır.
Taraflardan birinin yabancı olması kararı yabancı yapar mı?
Tek başına yapmaz. Tahkim yeri ve kararın uygulanacak rejim bakımından niteliği ayrıca incelenir.
Kararın verildiği ülkeden ayrıca tenfiz almak şart mı?
Her durumda şart değildir. New York Sözleşmesi bağlamında bağlayıcılık ve kararın durumu değerlendirilir.
Türkiye’de dava açılınca tahkim yeniden mi görülür?
Hayır. İnceleme tanıma ve tenfiz koşullarıyla sınırlıdır; uyuşmazlığın esası genel olarak yeniden yargılanmaz.
İptal davası açmak Türkiye’de tenfizi otomatik durdurur mu?
Hayır. Mahkemenin erteleme ve gerektiğinde teminat değerlendirmesi ayrı yapılır.
Yalnız kararın tercümesi yeterli mi?
Hayır. Kararın uygun örneği, tahkim anlaşması ve uygulanacak kurallara göre diğer belgeler de gerekir.
Her belgeye apostil yaptırmak zorunda mıyım?
Genel bir cevap verilemez. Belge türü, tasdik yöntemi ve uygulanacak sözleşme kuralları ayrı kontrol edilmelidir.
Tahkime katılmayan taraf tenfizi mutlaka engeller mi?
Hayır. Katılmama ile savunma fırsatından yoksun bırakılma farklıdır; bildirim ve usul kayıtları incelenir.
Kararın yalnız bir bölümü için başvurulabilir mi?
Uygun durumda kısmi talep değerlendirilebilir. İstenen hüküm bölümü açıkça belirtilmeli ve ayrılabilirlik kontrol edilmelidir.
Tenfiz kararı alacağın mutlaka tahsil edileceğini gösterir mi?
Hayır. Borçlunun malvarlığı ve icra koşulları ayrıca değerlendirilir; tenfiz fiilî tahsilat garantisi değildir.

