Yurt dışında yapılan vasiyetname Türkiye’de sonuç doğurabilir
Yabancı ülkede düzenlenen vasiyetname, sırf Türkiye’de hazırlanmadığı için geçersiz değildir. Türkiye’de kullanılabilmesi değerlendirilirken belgenin şekli, vasiyetçinin ehliyeti, mirasa uygulanacak hukuk ve ölümden sonra izlenecek işlemler ayrı ayrı incelenir. Yabancı noterin düzenlediği belgeyi tercüme ettirmek veya apostil almak, bu incelemelerin tamamlandığı anlamına gelmez. Aynı şekilde vasiyetnamenin mahkemede açılması, içeriğinin her yönüyle geçerli olduğuna dair kesin bir hüküm oluşturmaz. (5718 sayılı MÖHUK, maddeler 7 ve 20)
Bu soruyla karşılaşan kişiler çoğunlukla iki farklı durumdadır: yurt dışında yaşarken Türkiye’deki malları için vasiyet hazırlamak isteyenler ve ölümden sonra yabancı bir vasiyetname bulan mirasçılar. İlk durumda ülkeler arasındaki düzenlemelerin birbiriyle uyumlu kurulması; ikinci durumda ise belgenin korunması, teslimi ve gerekli başvuruların zamanında yapılması önem taşır. Başlangıçta doğru soruları sormak, “yabancı noter varsa sorun yoktur” veya “Türkçe değilse geçersizdir” gibi iki yanlış varsayımdan kaçınmayı sağlar.
Şekil, ehliyet ve içerik neden ayrı değerlendirilir?
Şekil incelemesi, iradenin hangi yöntemle açıklandığıyla ilgilidir: el yazısı, imza, tanıklar ve yetkili görevli önündeki işlem gibi unsurlar bu alana girer. Ehliyet incelemesi ise kişinin tasarruf yaptığı sırada böyle bir irade açıklamasında bulunabilecek hukuki durumda olup olmadığına ilişkindir. İçerik incelemesinde kimin ne ölçüde hak kazandığı, saklı paylar ve tasarrufun diğer sınırlara uygunluğu ele alınır. Bir başlıkta olumlu sonuç alınması, diğer başlıklardaki soruları ortadan kaldırmaz.
Örneğin yabancı hukuka uygun tanıklarla hazırlanmış bir vasiyetname şeklen geçerli olabilir; fakat vasiyetçinin o tarihteki ehliyeti ayrıca tartışılabilir. Ya da belge geçerli olduğu halde Türkiye’deki bir taşınmaz yönünden saklı payı zedeleyen kazandırmanın azaltılması istenebilir. İncelemeyi bu şekilde ayırmak, hangi iddianın hangi delille destekleneceğini de gösterir. Sadece belgenin üzerindeki mühür sayısına bakarak bütün miras uyuşmazlığı çözülemez.
1961 Lahey Sözleşmesi şeklen geçerliliği nasıl korur?
Türkiye’nin taraf olduğu 5 Ekim 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Şekline Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme, vasiyetnamenin şekil yönünden geçerliliğini destekleyen alternatif bağlantılar içerir. Düzenlendiği yer hukuku yanında, vasiyetçinin düzenleme veya ölüm anındaki vatandaşlığı, yerleşim yeri veya mutad meskeniyle bağlantılı hukuklar; taşınmazlar bakımından bulundukları yer hukuku değerlendirmeye girebilir. İlgili bağlantının kanunda belirtilen zaman ve kapsam şartlarıyla kurulması gerekir. (HCCH, 1961 Vasiyetnamelerin Şekli Sözleşmesi, madde 1)
Bu yaklaşım, vasiyetnamenin yalnız Türkiye’deki alışılmış düzenleme biçimine benzemediği gerekçesiyle reddedilmesini önlemeye yöneliktir. Bununla birlikte sözleşme, bütün miras paylarını tek bir ülkenin hukukuna bağlayan kapsamlı bir miras kanunu değildir. Ayrıca uygulama alanı, zaman bakımından hükümler ve Türkiye’nin çekinceleri kontrol edilmelidir. Belgenin düzenlendiği ülkenin sözleşmeye taraf olup olmadığı sorusu tek başına yeterli değildir; sözleşmenin taraf olmayan devlet hukukuna da atıf yapabilen yapısı dikkate alınır. (HCCH, Vasiyetnamelerin Şekli bölümü)
Türkiye’nin çekinceleri hangi dosyalarda önemlidir?
Türkiye’nin sözleşmeye ilişkin çekinceleri arasında yerleşim yerinin mahkemenin hukukuna göre belirlenmesi, yalnız Türk vatandaşlığı bulunan kişinin sözlü vasiyet tasarrufları konusunda istisnai durumlar dışında tanımama hakkı ve mirasla ilgili olmayan vasiyet hükümlerinin sözleşmenin dışında tutulması yer alır. Bu nedenle “yabancı ülkede sözlü vasiyet geçerliyse Türkiye’de de her koşulda geçerlidir” denilemez. Sözlü beyan, yazılı belge, ortak vasiyet ve miras sözleşmesi aynı kategoriye otomatik olarak yerleştirilmemelidir. (HCCH, Türkiye’nin çekinceleri)
Çekinceler özellikle kişinin vatandaşlık geçmişi ve belgenin niteliği bilinmeden uygulanamaz. Çifte vatandaşlık, sonradan vatandaşlık kazanma ve farklı ülkelerde yaşamış olma gibi olguların tarihleri kayda geçirilmelidir. Yabancı belgenin başlığının “will” olması da tek başına bütün hükümlerinin vasiyet olarak sınıflandırılmasını sağlamaz. Belge içinde ölüm sonrası mal bırakma yanında başka talimatlar varsa bunların hukuki niteliği ayrı incelenebilir.
MÖHUK hangi hukuka bakılmasını öngörür?
MÖHUK 20’ye göre miras kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir; Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebepleri, kazanılması ve paylaşımı yönünden terekenin bulunduğu ülke hukukuna ilişkin özel hüküm de vardır. Ölüme bağlı tasarrufun şekli bakımından 7. maddeye gönderme yapılır; ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan tasarruflar da geçerli kabul edilir. Uluslararası sözleşme hükümlerinin öncelikle değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Ehliyet ise tasarrufta bulunanın tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna bağlanmıştır. Dolayısıyla yalnız ölüm tarihindeki vatandaşlığı sorgulamak her inceleme için yeterli olmaz. Yabancı hukukun uygulanması gerektiğinde o hukukun içeriğinin tespiti de dosyanın bir parçasıdır; yabancı noterin kısa açıklaması her uyuşmazlıkta yeterli olmayabilir. Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarının genel çerçevesi, bu bağlantı kurallarını anlamak için yardımcıdır. (MÖHUK, maddeler 1, 2 ve 20)
Türkiye’deki taşınmazlar ve saklı paylar
Yabancı vasiyetnamenin Türkiye’deki bir daireyi veya arsayı kapsaması mümkündür; ancak Türkiye’deki taşınmazlara uygulanacak Türk miras hukuku ayrıca dikkate alınır. Vasiyetçinin yabancı ülkede sahip olduğu geniş tasarruf serbestisinin Türkiye’deki taşınmaza aynen taşınacağı varsayılmamalıdır. Saklı payı bulunan mirasçıların hakları, terekenin kapsamı ve tasarruf edilebilir kısım ilgili kurallara göre hesaplanır. Her yasal mirasçı saklı paylı mirasçı değildir; akrabalık derecesi tek başına yeterli açıklama oluşturmaz.
Saklı paya müdahale bulunması, vasiyetnamenin bütününün her durumda kendiliğinden hükümsüz olduğu anlamına gelmez. Tenkis, tasarrufun korunmuş payları ihlal eden kısmının azaltılmasına yönelik farklı bir yoldur. Bir taşınmazın vasiyet edilmesi de her olayda doğrudan tapuda isim değişikliği yapılabileceği anlamına gelmez; kazandırmanın türü, mirasçılık veya vasiyet alacaklılığı sıfatı ve gerekli tescil belgeleri incelenir. Miras hukuku hizmetleri kapsamında geçerlilik, pay hesabı ve tescil aşamalarının birlikte değerlendirilmesi yararlı olabilir. (Türk Medeni Kanunu, maddeler 505, 506 ve 560)
Apostil ve tercüme neyi sağlar, neyi sağlamaz?
Apostil, kapsamına giren yabancı resmî belgenin imzası, imzalayanın sıfatı ve mühür veya damgasıyla ilgili tasdik kolaylığı sağlar. Vasiyetçinin ehliyetini, iradesinin serbestliğini veya saklı paylara uygunluğu onaylayan bir karar değildir. Özel bir el yazısı belgenin hangi resmî tasdikle sunulacağı ile noter tarafından düzenlenen bir belgenin tasdik ihtiyacı aynı olmayabilir. İlgili ülke, belge türü ve varsa tasdik muafiyeti birlikte kontrol edilir. (HCCH, Apostil Sözleşmesi)
Tercümede özellikle mirasçı atama, belirli mal bırakma, vasiyeti yerine getirme görevlisi ve önceki vasiyetleri kaldırma ifadeleri dikkatle aktarılmalıdır. Farklı hukuk sistemlerindeki bir görevin adı, Türkiye’deki benzer görünen bir kurumla tamamen özdeş olmayabilir. Belgenin yalnız mal listesini çevirtmek, hukuki sonuç doğuran diğer hükümleri görünmez bırakır. Asıl metin, ekler, değişiklikler ve tasdikler birlikte değerlendirilmelidir; tercümenin doğru olması eksik aslın yerini otomatik olarak tutmaz.
Vasiyetname bulununca teslim ve açılma işlemleri
Türk hukukundaki teslim yükümlülüğü bakımından mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmelidir. Belgenin geçersiz olduğunu düşünen aile üyesi, kendi değerlendirmesiyle belgeyi saklayamaz veya yok edemez. Yabancı ülkedeki muhafaza kurumu aslı vermiyorsa, alınabilecek usulüne uygun örnek ve Türkiye’de izlenecek sunum yolu gecikmeden araştırılmalıdır. Belgenin kaynağının ve teslim sürecinin kaydı korunmalıdır.
TMK 596, vasiyetnamenin teslimden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılmasını ve ilgililere okunmasını düzenler. Bu bir ay, mirasçının vasiyetnameye ilişkin bütün davaları açması için tanınmış tek ve genel süre değildir. Açılma işlemi, belgenin içeriğini ilgililere duyurma ve sonraki hukuki süreçlerin yürütülmesini sağlama işlevi taşır. Sonradan bulunan başka vasiyetnameler için de gerekli işlem yapılır. (Türk Medeni Kanunu, maddeler 595–597)
Yabancı vasiyetname ile yabancı mahkeme kararı aynı şey değildir
Vasiyetname, mirasbırakanın iradesini içeren belgedir. Yabancı bir mahkemenin vasiyetnameyi açması, mirasçılığı belirlemesi veya bir hakkın yerine getirilmesine karar vermesi ise farklı bir hukuki belgedir. Türkiye’de tanıma veya tenfiz gerekip gerekmediği konuşulurken önce hangi belgenin hangi etkisinin kullanılmak istendiği belirlenir. Her yabancı noter vasiyetnamesi için doğrudan yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi davası açılması gerektiği söylenemez.
Gerçekten yabancı bir yargı kararı varsa kararın niteliği, kesinliği, kapsamı ve Türkiye’deki talep incelenir. Türkiye’deki taşınmazlar, Türk mahkemelerinin yetkisi ve kamu düzeni gibi başlıklar ayrıca önem taşıyabilir. Yabancı ülkede alınmış bir mirasçılık belgesinin veya mahkeme kararının Türkiye’de hangi işlemde kullanılabileceği de belgeden bağımsız cevaplanamaz. Bu ayrım yapılmadan yalnız “vasiyetname tenfizi” ifadesine dayanmak, farklı süreçlerin birbirine karışmasına neden olabilir. (MÖHUK, maddeler 50–59)
Hangi sorun için hangi inceleme gerekir?
Aşağıdaki tablo, aynı yabancı vasiyetname hakkında neden birden fazla hukuki soru sorulduğunu gösterir. Bir satırın tamamlanması diğer satırlardaki işlemlerin de tamamlandığı anlamına gelmez. Dosyanın hazırlığında belgenin neyi kanıtladığı ile mahkemeden ne istendiği eşleştirilmelidir.
| Soru | İnceleme | Temel veri |
|---|---|---|
| Usulüne uygun yazılmış mı? | Şekle uygulanacak hukuk | Yer, tarih, imza ve tanıklar |
| Vasiyetçi ehil miydi? | Tasarruf anındaki ehliyet | Vatandaşlık ve sağlık kayıtları |
| Belge resmî olarak kullanılabilir mi? | Tasdik ve tercüme | Asıl, onaylı örnek ve ekler |
| Saklı pay ihlal edilmiş mi? | Tenkis koşulları | Tereke ve hak sahipleri |
| Yabancı karar var mı? | Kararın Türkiye’deki etkisi | Karar türü ve kesinlik |
| Mal nasıl devredilecek? | Kazandırmanın uygulanması | Mirasçılık sıfatı ve mal kaydı |
İptal ve tenkis davalarının süreleri karıştırılmamalı
Türk hukukunun uygulandığı iptal davasında ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlâka aykırılık ve şekil eksikliği gibi sebepler incelenir. TMK 559, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıllık süre öngörür. Ayrıca vasiyetnamenin açılmasından itibaren iyiniyetli davalıya karşı on, iyiniyetli olmayana karşı yirmi yıllık üst süreler vardır. Hükümsüzlüğün def’i yoluyla ileri sürülmesine ilişkin hüküm ayrı değerlendirilir.
Tenkiste ise bir yıllık süre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesine bağlanır; vasiyetnameler bakımından açılmadan itibaren on yıllık üst süre bulunur. Bir tasarrufun iptalinin önceki tasarrufu yürürlüğe sokması gibi özel durumlarda ayrı başlangıç kuralı uygulanır. Ayrıca atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı belgesi verilmesine ilişkin TMK 598’deki bir aylık itiraz düzenlemesi, bu dava süreleriyle aynı değildir. Sulh hukuk dosyasına bir itiraz sunmanın her durumda ayrı davanın yerini tuttuğu düşünülmemelidir. (Türk Medeni Kanunu, maddeler 557–559, 571 ve 598)
Birden fazla ülkede hazırlanan vasiyetler nasıl birlikte okunur?
Bir kişi farklı ülkelerdeki malları için ayrı vasiyetnameler hazırlayabilir. Burada temel risk, yeni belgedeki genel bir kaldırma hükmünün önceki belgeyi amaçlanandan daha geniş biçimde etkilemesidir. Örneğin yalnız yabancı banka hesabı için hazırlanmış bir metin, kullanılan ifadeler nedeniyle Türkiye’deki taşınmazı düzenleyen önceki vasiyetle çatışabilir. Belgelerin başlıklarının veya dillerinin farklı olması bu çatışmayı ortadan kaldırmaz. Bütün tarihli metinler, ek vasiyetler ve değişiklik belgeleri bir arada incelenmelidir.
Varsayımsal bir örnekte kişi Fransa’da hazırladığı vasiyetinde bütün malvarlığını bir kişiye bırakmış, daha sonra Türkiye’deki ev için farklı bir düzenleme yapmış olsun. Hangi metnin hangi malı kapsadığı ve sonraki tasarrufun öncekini hangi ölçüde etkilediği, metinlerin tamamı ve uygulanacak hukuk üzerinden çözülür. Sadece daha yeni belgenin ilk sayfasına bakmak yeterli değildir. İki ülkedeki danışmanların aynı belge seti üzerinden çalışması, bir ülkede verilen tavsiyenin diğer ülkedeki planı farkında olmadan bozmasını önleyebilir.
Belgedeki kişi ve mal bilgilerinin eşleştirilmesi
Yabancı vasiyetnamelerde sık karşılaşılan pratik sorunlardan biri, aynı kişinin farklı kayıtlarda farklı isimlerle yer almasıdır. Evlilik öncesi soyadı, başka alfabeden yapılan aktarım veya vatandaşlık işlemi sırasında değişen isim, belgeyi doğrudan geçersiz kılmaz; ancak vasiyetçiyi ve lehine kazandırma yapılan kişiyi doğru belirlemeyi gerektirir. Nüfus kayıtları, isim değişikliği belgeleri ve diğer resmî kayıtlar bu bağlantıyı açıklamak için kullanılabilir. Benzer isim taşıyan iki kişinin bulunduğu ailelerde yalnız isim üzerinden sonuç çıkarılmamalıdır.
Taşınmazın tarifinde de aynı özen gerekir. Eski sokak adı, sonradan değişmiş kapı numarası veya yabancı dilde yazılmış bir adres, güncel tapu kaydıyla karşılaştırılmalıdır. Vasiyetnamede belirli bir evin mi, miras payının mı yoksa parasal bir tutarın mı bırakıldığı açıkça anlaşılmalıdır. Mirasbırakanın ölümden önce sattığı bir malın hâlâ belgede görünmesi halinde, tasarrufun sonuçları ayrıca incelenir; belgedeki eski listeyi mevcut tereke listesi kabul etmek doğru değildir. Tapu kayıtlarının güncelliği ve mülkiyetin kime ait olduğu baştan doğrulanmalıdır.
Bu eşleştirme çalışması tercümeyi değiştirmek veya vasiyetçiye yeni bir irade atfetmek için yapılmaz. Amaç, mevcut metindeki kişi ve malların hangi kayıtlarla ilişkili olduğunu açıklamaktır. Anlamı belirsiz bir cümlenin taraflardan birinin isteğine göre tercüme edilmesi yerine, belirsizlik görünür tutulmalı ve hukuki yorum yetkili mercide yapılmalıdır. Yabancı dildeki özgün metin ile onaylı tercümenin birlikte saklanması, ileride doğabilecek yorum veya yazım ihtilaflarında da yarar sağlar.
Mirasçılar dosyayı nasıl hazırlamalı?
İlk olarak bütün vasiyetnameler ve değişiklikler, ölüm belgesi, vatandaşlık geçmişi, yerleşim yeri bilgileri, aile bağlarını gösteren kayıtlar ve Türkiye’deki malların bilgileri toplanır. Ehliyet tartışması varsa tasarruf tarihine yakın tıbbi kayıtların varlığı araştırılır. Sadece kişinin ileri yaşta olması veya bir hastalık adının bulunmasıyla kesin ehliyetsizlik sonucu kurulmaz. Delilin hangi tarihe ve hangi hukuki soruya ilişkin olduğu açıklanmalıdır. Her belge için asıl, onaylı örnek ve tercüme ihtiyacı ayrıca belirlenir.
İkinci olarak bekleyen işlemler sıralanır: teslim ve açılma, hak sahiplerine bildirim, mirasçılık belgesi, gerekiyorsa dava ve malın devri. Bu sıralama her dosyada aynı olmayabilir; acil koruma ihtiyacı bulunan mal veya hesaplar için ayrıca değerlendirme yapılır. Avukat Esra Aslan ile hazırlanacak dosya planında hangi belgenin eksik olduğu, hangi ülke hukukunun araştırılacağı ve hangi sürenin işlemekte olduğu somutlaştırılabilir. Türkiye’ye gelmeden temsil düşünülüyorsa yurt dışından vekâletname düzenleme süreci baştan planlanmalıdır.
Bir vasiyetname hazırlatmayı düşünen kişi bakımından da yalnız bugünkü mal listesiyle yetinmek doğru olmaz. Evlilik, boşanma, çocukların doğumu, vatandaşlık değişikliği veya önemli bir taşınmazın satılması, mevcut planın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Belgenin saklandığı yerin güvenilir biçimde bilinebilir olması ve ölümden sonra yetkili makama ulaştırılabilmesi pratik önem taşır. Aile üyelerinin sözlü olarak vasiyetin içeriğini bilmesi, belgenin bulunması ve usulüne uygun sunulması ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir. Yabancı belgenin geçerliliği ve uygulanması, ilgili ülkeler, tarihler ve somut belge içeriğine göre incelenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Vasiyetnamenin Türkçe olması şart mı?
Yabancı dil tek başına geçersizlik sebebi değildir. Türkiye’deki işlemlerde uygun Türkçe tercüme ve diğer belge koşulları ayrıca sağlanmalıdır.
Apostil geçerlilik tartışmasını bitirir mi?
Hayır. Apostil, şekle uygulanacak hukuk, ehliyet ve saklı pay incelemesinin yerine geçmez.
Yabancı noterin düzenlediği belge mutlaka kabul edilir mi?
Hayır. Düzenleme biçimi yanında uygulanacak hukuk, yetki ve içeriğe ilişkin koşullar da kontrol edilir.
Vasiyetnamenin açılması tapuyu doğrudan değiştirir mi?
Her durumda değiştirmez. Kazandırmanın niteliği ve tescil için gereken belgeler veya talepler ayrıca değerlendirilir.
Geçersiz olduğunu düşündüğüm vasiyetnameyi teslim etmeyebilir miyim?
Hayır. Türk hukukundaki teslim yükümlülüğü geçerli olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır; itiraz yetkili makam önünde ileri sürülür.
Yalnız fotokopi bulunması halinde ne yapılır?
Aslın veya usulüne uygun örneğin nerede bulunduğu araştırılmalıdır. Fotokopinin ispat değeri ve eksikliğin giderilmesi somut dosyada incelenir.
Yabancı vasiyetle Türkiye’deki ev bırakılabilir mi?
Mümkündür; ancak Türkiye’deki taşınmaza ilişkin Türk miras hukuku ve tescil koşulları ayrıca dikkate alınır.
İtiraz için her zaman yalnız bir ay mı vardır?
Hayır. Açılma, belge verilmesine itiraz, iptal ve tenkis farklı süre ve başlangıçlara sahiptir.
İki vasiyetnamenin bulunması ikisini de geçersiz kılar mı?
Hayır. Tarihler, kapsam ve kaldırma hükümleri birlikte incelenerek aralarındaki ilişki belirlenir.
Yabancı mahkemenin kararı olmadan hiçbir işlem yapılamaz mı?
Hayır. Vasiyetnamenin Türkiye’de sunulması ile yabancı mahkeme kararının tanınması farklı meselelerdir; gerekli yol belgeye göre seçilir.

